Türkiye’de ve Avrupa’da Doktora Programları

Uzun zamandır Psibilim oluşumunu ve internet sitesini boşladık. Geçen bir sene içerisinde bu siteyi kuran iki fizikçi olarak hayatlarımızda bazı değişiklikler meydana geldi. Doktora eğitimlerimizi yurtdışına, daha doğrusu Avrupa’ya taşıma kararı aldık. Çalışma alanlarımız hemen hemen aynı kalsa da Koray doktora programına Almanya TU Berlin’de devam ediyor, ben ise Avusturya Universität Innsbruck’da.

En başta Psibilim’i video ağırlıklı bir oluşum haline getirmek için çok büyük bir hevesle başladık lakin sonrasında şunu farkettik ki, bilim üreticiliği yapmakla bilim anlatıcılığı yapmak arasında büyük bir fark var. Video oluşturmak sadece kamera karşısına oturup konuşmakla bitmeyen bir süreç. Metin hazırlamak, ses ve görüntü kayıt sistemini hazırlamak, kamera karşısına geçip konuşmak, kurguya girmek ve çıktı alıp internete yüklemek başlı başına bir haline geliyor. Bu nedenle Psibilim’i bir bilim bloğu haline getirebilir miyiz diye düşündük, onu da denedik ama farkettik ki sosyal medyada varolmayan her şey zamanla yok oluyor bu nedenle blog işini de çok sallamadık.

Uzun bir süre sadece akademik işlerimize odaklandık. konferanslar yaptık yayınlar çıkardık, yurtdışına taşındık yeni bir döneme başladık. Şimdi ise geri dönmek için biraz vakit bulduğumuza inanıyoruz, tekrar deniyoruz. Monitörler kameralar mikrofonlar tekrar hazırlandı, hatta gimbal, kurgu monitörü gibi şeyler de aldık. Para harcarsak belki ciddiye alırız diye düşündük. Uzun lafın kısası yayındayız.

Türkiye’de Lisans ve Lisansüstü Eğitim

Bu yazıda Türkiye’deki yüksek lisans eğitimine özellikle doktora eğitimine dair bir şeyler yazacağım. Öncelikle Türkiye’deki akademik sistemin aşamalarına bir bakalım.

  • LİSANS EĞİTİMİ:
    18 yaşınıza geldiğinizde sizden liseyi bitirmiş ve üniversite sınavını kazanmış olmanız bekleniyor. Farzedelim 18 yaşınızdasın ve üniversite sınavını kazandınız. %100 İngilizce eğitim veren bir üniversiteyi seçtiniz ve hazırlık sınıfıyla beraber 5 senede(tıp, diş hekimliği vs hariç) üniversiteyi bitirdiniz. Tebrikler artık lisans mezunu ve büyük ihtimalle işsizsiniz. İngilizce ünvanınız BACHELOR (Bsc).
  • YÜKSEK LİSANS (Tezli):
    Lisans eğitiminde fakültelere bağlı bölümlerde eğitim/öğretim görülür. Yüksek lisansta ise, isimleri değişmekle beraber, Lisansüstü Enstitülerinde eğitim/öğretim görülür. Yüksek lisans programlarının normal süresi 4 dönemdir. 2 dönem fazladan hakkınız vardır yani toplamda en geç 6 dönemde bitirmeniz gerekir. (tabi bu sene COVID-19’dan dolayı herkese 1-2 dönem ek süre daha verildi.) Yüksek lisansta genelde en az 21 kredi olacak şekilde 7 ders almanız zorunludur. Tez savunma sınavına girebilmek ve mezun olabilmek için genel not ortalamanızın 4 üzerinden en az 3.00 olması gerekir.
  • DOKTORA
    Doktora eğitiminin normal öğrenim süresi 8 dönem, azamî süresi ise 12 dönemdir. Genelde 21 kredi olacak şekilde 7 ders almak zorunludur. Resmî olarak Teze başlamadan önce de yeterlilik sınavına girmek zorunludur. Sonrasında ise tez proposal yapılır ve her dönem TİK(Tez İzlme Komitesi)’e girilir.

Türkiye’deki öğrenim sistemi kısaca yukarıda belirttiğim şekildedir. Okuldan okula küçük farklılıklar görülebilir ama genel çerçeve YÖK tarafından bu şekilde çizilmiştir. Lisans bitirdikten sonra eğer ortalamanız yeterliyse yüksek lisans yapmadan direkt doktora yapma şansınız da var. Bunun adı bütünleşik doktora. Bütünleşik doktorada 42 kredi (14 ders) alınıyor, aslında değişen çok bir şey yok.

Buraya kadar her şey güzel şimdi biraz eleştiri zamanı. Türkiye’de önemli bir kesim doktora öğrencisi ne maaş, ne de burs almakta. Doktora çalışması yapan birisi aktif olarak bir araştırmacıdır ve bu nedenle doktora süresince bir şekilde fonlanması gerekir. Lakin Türkiye’de doktora programlarına salt öğrenci gözüyle bakılmaktadır. Binlerce belki onbinlerce doktora öğrencisi herhangi bir gelire sahip olmadan araştırma yapmaya çalışıyor. Sadece şikayet etmek yerine çözüm önerilerimden de bahsedeceği ama önce doktora öğrenimindeki diğer sıkıntılara da bakalım.

  • Doktora programında Amerika sistemini örnek aldığımız aşikar ama unuttuğumuz şey burası Türkiye. Amerika’da uygulanan bir sistemi sırf Amerika büyük ve güçlü bir bilim akademisine sahip diye kopyala yapıştır yaparak Türkiye’de uygulamaya çalışmak çok eğreti duruyor.
  • Doktora programlarında lisans eğitiminde kullanılan sınav sisteminin kullanılması Türkiye akademisinin bir ayıbıdır. Hocalar derse gelip yüzünü tahtadan çevirmeden dersi bitirip, milattan önce kalan iki vize bir final sistemiyle dönemi kapatıyorlar. Sunum, proje, araştırma konusu, makale araştırma, journal club, sözlü hiçbiri yok. Neden olsun ki? Yapıştır her sınava 3 tane zor klasik soru ver 5 saat odana git çayını kahveni iç. Avrupa’nın genelinde sunum, sözlü, journal club gibi değerlendirme sistemleri çok fazla kullanılıyor ve çok daha büyük fayda sağladığı ortada.
  • Doktora dersleri ile tez döneminin yeterlilik sınavı birbirinden ayrılması çok büyük bir vakit kaybıdır. Neden tüm dersleri ilk 2 senede bitirmek zorunda olsun ki?
  • Yeterlilik sınavı Türkiye sistemi içerisinde gereksizdir. Çünkü bu yeterlilik sınavı da ilkel metotlarla yapılmakta. Quantum, EMT, Analitik, Termo 4’er 5’er klasik soru sor geç. Yeterlilik yüzünden doktoradan atılan çok fazla kişi var maalesef. Bu derece ilkel şekilde yapılan bir sınavı başarının ölçütü olarak görmekte YÖK’ün egosundan başka bir şey değil. Yeterlilik sınavlarını geçemediği halde yurtdışında çok iyi okullara doktoraya kabul alan bolca örnek mevcut.

Avrupa vs Amerika ve Türkiye

  • Avrupa’da genellikle bütünleşik doktora yapılmıyor. Doktora için master derecesine sahip olunulması gerekiyor. Amerika’da ise çoğu programda lisansı bitirdikten sonra direkt doktora yapabilirsiniz.
  • Avrupa’da doktora programlarının süresi Türkiye ve Amerika’ya göre daha kısadır. Avrupa’da genelde 3-4 sene içerisinde doktorayı bitirebilirsiniz. (Mesela Fransa’da 3 yıl) Amerika ve Türkiye’de ise 6 sene civarındadır.
  • Avrupa’da doktora tezinizin konusunu ve akademik danışmanınızı başvuru yaparken seçersiniz. Hatta genelde proje için açılan bir doktora pozisyonuna başvuru yaparsınız.Amerika ve Türkiye’de ise doktora için okula başvurursunuz okuldan kabul aldıktan sonra danışmanınızı ve hocanızı seçersiniz. Tez adına ise genelde 2. senenin sonunda dersler bittikten sonra karar verilir.
  • Avrupa’da çoğu ülkede doktora öğrencileri aynı zamanda çalışandır. Aldıkları para maaş olarak yatar ve %30-35 civarı vergi öderler. Çünkü hali hazırda bir projedeki 3-4 yıllık pozisyona başvuru yaparsınız ve 3-4 senelik maaşınız çoktan okula ödenmiş olur. (UK ve İtalya’da durum farklı. İtalya’da burs olarak alıyorlar maaş değil) Türkiye’de ise projelerdeki doktora öğrencisi ihtiyacı kadar öğrenci almak gibi bir durum mevcut değildir.
  • Avrupa’da çoğu doktora programında yeterlilik sınavı yoktur. Direkt teze başlarsınız. İsveç gibi yeterlilik sınavı olan yerlerde bile sözlü sınav, sunum gibi sistemler kullanılıyor. Amerika ve Türkiye’de ise benzer şekilde ilk iki sene dersleri verdikten sonra yeterlilik sınavına girerseniz, Türkiye’de bu sınava arka arkaya iki kere girme hakkınız var. Başarısız olursanız sizi coffin dance eşliğinde uğurlarlar.

Benim şahsi görüşüm Avrupa sisteminin Türkiye için daha iyi sonuç vereceği yönündedir. Bir bölüm, bünyesinde bulundurduğu projedeki doktora öğrencisi ihtiyacı kadar kişiyi bölüme kabul etmelidir. Kabul edilen kişilerin yeterli olup olmadıklarına ise yeterlilik sınavı yerine başvuru sırasında titiz bir değerlendirme ile karar verilebilir.

Türkiye’deki lisansüstü eğitimle ilgili yazılacak çok fazla şey var. Tubitak araştırma projeleri ve bursları, YÖK bursları, araştırma görevliliği. olarak Önümüzdeki haftalarda vakit buldukça bunlar hakkında da bir şeyler yazacağım.

Not: Ülkeler hatta okullar bazında farklı uygulamalar mevcut olabilir. Genel olarak Fizik Bölümleri referans alınarak yazılmış bir yazıdır.

Yusuf Karlı

Related Articles